Ünsal Ünlü ile Okur Kitaplığı üzerine…

Gerçek Hayat Dergisi

 

24 Ekim 2010

Söyleşi: Aykut Ertuğrul

 

Bir süredir iyi işlerin sürdürülebileceğine, daha basit söyleyelim iyiliğin kazanacağına pek inanmıyoruz galiba. Şaha kalkan bir at gördüğümüzde nereye gittiğini değil, ne zaman tökezleyip düşeceğini düşünüyoruz. Ne dersiniz?

Geçmişi güzel özetlediniz. Ama gelecek adına sizi endişeli gördüm. Ancak ümitli olmak için de sebeplerimiz az değil. İyimser bir bakışla yaklaşıyorum meseleye. Yoksa hiçbir adım atmamamız ve her yapılan işi fiilen ya da kalben engellememiz gerekir. İyi iş yapanın yanında olup, destek verirseniz o işin iyiliği sürer. Bir de bu işler gayret ve inancın dışında nasip işleridir. Şaha kalktık; doğrudur. Koşmanın da hakkını verirsek gerisini Allah’a bırakalım.

Nicedir dost meclislerinde söz ne zaman Okur Kitaplığı’na gelse aldığımız ilk tepki “yakında batarlar” oluyor. Böyle diyenlerin yüzüne bakıyoruz bir art niyet arayarak, bulamıyoruz. Bin Gamlı Baykuş hüznüyle süslenmiş bu yüzlerde görünen sadece ümitsizlik.

Evet, bunu diyenler olabilir. Neden böyle düşündüklerini de anlamak zor değil. Ancak, hep batanları gören bir göze sahipseniz ve ilhamınızı yitirmişseniz başka yapacak bir şeyiniz kalmamıştır zaten. Çok şükür, bizler bu işe girdiğimizden beri inancımızı koruduk ve ümidimiz de her geçen gün arttı. İnşallah bundan sonrası için iyi şeyler yapmak için gayret göstereceğiz. Yaptıklarımızla doğru yolda olduğumuzu düşünüyoruz.

Okur Kitaplığı bir gruba eklemlenme kaygısı gütmeyen, çoksatar/piyasa kitaplara tenezzül etmeden kültür yayıncılığı yapan bir yayınevi profili çiziyor. Yayıncılık piyasasında nasıl ayakta kalacaksınız? Gerçek okura, böyle bir kitlenin varlığına inanıp güveniyorsunuz diyebilir miyiz?

Doğrudur. Yaptığımız işler piyasa açısından doğru işler olmayabilir de. Yani, on binlerce kitap basıp, satalım kaygısı gütmüyoruz. Her yayınevi şimdiye kadar sadece ticari olana yönelmiş olsaydı, ortada kültür ve edebiyat diye bir şey de kalmazdı. Kültür ve edebiyat kitapları okunmuyor ve satmıyor yaklaşımının da tabu olduğunu ve yıkılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu tabu, belli bir önyargı düzeneğinin devreye girerek bir kısır döngü oluşturmasıyla ortaya çıkan birşey. Yok edilmesi mümkün olmasa da aşılması yönünde çaba gerek. Evet, belki genele oranla sayıları az ama önemli bir okur kitlesine hitap ediyoruz. Bu, genel okur kitlesini de etkileyebilecek bir okur kitlesidir aynı zamanda. Bu açıdan okura güveniyoruz.

Kuruluşunuzdan bu yana geçen 8 aylık zaman zarfında 4 şiir, 3 öykü, 2 roman, 7 inceleme kitabı yayımladınız. Sonuçlarından memnun musunuz? Okur Kitaplığı’nın geleceği ile ilgili bir öngörüde bulunabiliyor musunuz?

Okur Kitaplığı gerçekten bir heyecan doğurdu. Biz de bu heyecanı paylaşıyoruz. Memnuniyetimizin şımaracak kadar olmamasını ise gelecekte yapacağımız işler adına önemli bir imkân olarak değerlendiriyorum. Az önce de söylediğiniz üzere, bazıları açısından endişeyle izlenen bir heyecan Okur Kitaplığı. Ancak, sadece heyecan ve fantezi olsun diye kurulmuş bir yayınevi olmadığının da bilinmesini isteriz. Şimdilik durumumuzun beklediğimize yakın bir seyir izlediğiniz söyleyebilirim. Okur Kitaplığı için bizim öngördüğümüz tam kurumsallaşma süreci iki yıl. Bunun ötesini ise sonra konuşalım.

 

Ümit Aktaş, Cemal Şakar, Metin Önal Mengüşoğlu gibi usta yazar ve şairlerin yanında Kamil Yıldız, Yılmaz Yılmaz, Orhan Tepebaş gibi gençlerin ilk kitaplarını da yayımladınız. Bu cesaret isteyen bir iş. Devam edecek misiniz? Genç yazarların ilgisi(dosya göndermek anlamında) nasıl yayınevine?

Okur Kitaplığı usta ve genç yazarların kitaplarını bir arada yayınladı ve bundan sonra da yayınlamaya devam edecek. Bu yönüyle de iyi bir konsepte sahip kanaatimce. Bu konseptin yeni imkânlar getireceğini umuyoruz. Dosya gönderenlerin sayısı her geçen gün arttı. İçlerinden bazılarının yayınladığımız kitaplardan bile haberi yok. Bazıları okumaktan çok yazmayı seviyor. Öyle ki, yayınevini tanıyacak kadar bile okumaya ilgi göstermeyen ‘yazar’lar bunlar.

Önümüzdeki aylarda bizi Okur Kitaplığı’ndan hangi eserler bekliyor?

Yine telif eser yayınlamaya devam edeceğiz. Belki 2011’in ortalarından itibaren tercüme eser de yayınlama düşüncesindeyiz. Bir de farklı tarz tarih alanında eserler yayınlamaya devam edeceğiz. Kasım ayında yayınlayacağımız Mehmet Şahinkoç’un ‘Gökyüzünde Bir Mızrak Güneş’ isimli şiir kitabıyla, Nermin Tenekeci’nin ‘Yoksa’ isimli öykü kitabının yanı sıra bir de tarih alanında önemli bir çalışma yayınlayacağız. 2011 yayın takvimimiz ise henüz kesinleşmiş değil.

 

Gerçek Hayat Dergisi