Okur Kitaplığı Kitap Listesi

Ümit Aktaş - İnsan ve İslam / -
29 Mart Pazartesi 2010, 215 sayfa

İslam bize bir dünya görüşü sunmaz, ondan bir dünya görüşü çıkarsak bile. Bir dünya görüşü sadece bir yaşama tarzı, şekli, programı ve yoludur. Şüphesiz İslam’dan bunlar da çıkarılabilir. Ama İslam bundan daha fazlasıdır.

Bir dünya görüşü sadece bu dünyaya dair cevapları, umut ve kaygıları verir, sadece bir yaşama felsefesidir. Oysa İslam her şeyden önce hakikati dillendirir, terennüm eder, duyurur. Üstümüzde duran o ağır kapağı kaldırarak bize bir nefes aldırır, özgürlüğün ne olduğunu öğretir; hakikatin anlamını koklatır. Kısacası varolmanın anlamını öğretir bize; varolmak ne demektir, niçin varız ve dahası yaşamak ne için? Aksi halde bu dünyaya katlanmak mümkün müdür, bu dünyada oyalanmak ve varolmanın ıstırabını bastırabilmek? Nihai bir anlamı olmayan hayatı şöyle veya böyle yaşamak, toplumsallığı şu veya bu biçimde dizayn etmek, dünyayı imar etmek? Toplumcu ya da bireyci olmak, devrimci ya da gelenekçi?
İslam tüm bunları cevaplandırmaktan öte, bize temel bir soruyu bastırmamamızı öğretir: Niçin varız ve bu hayat ne için? Bu sorular, bir jeneriktir ve arkasından gelecek olan tüm soru-n-ları aydınlatacak, bize nasıl olup da hayata, topluma, doğru bir yaşamaya dair cevaplar verebileceğimizi öğretecektir.



18.00 TL (KDV dahil)
Ümit Aktaş - Aklın Hakikati Aşkın Şiiri / -
20 Ağustos Cuma 2010, 370 sayfa

Hikmete uygun bir hayat ve düşünüm, arifleşmek ve kâmil insan olma yolunda bir ilerlemeyi ve yetkinleşmeyi sağlar; ki, insan için asıl ilerleme budur; yoksa toplumsalın ilerlemesi değil. Çünkü oradaki ilerilik, sadece teknik anlamdaki bir donanım ve uygarlaşma anlamına gelir. Bu uygarlaşma ise çoğu kez insanın kişisel kemâlini önleyen bir konformizm olarak tezahür eder. Araçlara boğulmuş bir hayat çünkü, çoğu kez Hakikatle olan kalbî bağlarımızın zayıflamasına ve hatta kopmasına mal olur. Yapaylaştırılmış bir uygarlaşmanın koşulları, insanın yaşadığının bile farkına varmadığı, kalbin hedonizm tarafından ayartıldığı, gerçek insanlar ve ilişkilerin yerini sahte bir adâb-ı muaşeret’in aldığı, bir yaşama kültürüne bırakır. Bu hayatlar ise ortaya yaşanmaktan ziyade üretilen, duymaktan çok öğretilen, inanmak yerine güvencelenen bir sıradanlığı koyar. Sürprizler yoktur orada, ne de aşklar ve dostluklar. Her şey işlemsel ve işlevsel aklın dayattığı bir karşılıklılığa dayanmaktadır çünkü; bir piyasa mantığı ve koşullarına. Karşılıksız vermenin aptallık yerine konduğu bu uygarlaşma, aslında bir tür uyruklaşmadır. Belli bir yaşam programı, kültürü, standardı veya çevresine bir katılma ya da oraya bir aitliktir. İlişkiler yerini koşullara bırakmıştır; aklın ve piyasanın koşullarına. Akıl özgürlüğü kadar piyasanın özgürlüğü de sadece belirlenmiş koşullar içerisinde bir davranma özgürlüğünden, daha doğrusu köleliğinden ibarettir.


27.00 TL (KDV dahil)
Cemal Şakar - İmge, Gerçeklik ve Kültür / Düşünce
01 Mart Perşembe 2012, 159 sayfa

İmge, Gerçeklik ve Kültür tarihsel olmaktan çıkamayan insanın bu durumunu kabul ederek bugünkü keskin gerçeği üzerine kurulu kışkırtıcı denemelerden oluşuyor.

Bu keskin ve acıtıcı gerçek, Cemal Şakar’ın berrak üslubuyla dört bir yanından aydınlatılıyor. Şakar, çatallanan ve sorunlarla iç içe geçen bu gerçeği anlamak için her türlü bağnazlıktan uzak tutarlı bir imkân sunuyor okura. Merkezdeki probleme, ama tam da bizim olan probleme adım adım yaklaştığımızı duyuyoruz kitabı okurken. Her adım bir kavramlaştırmayla ve yazarın analitik, serinkanlı yaklaşımı eşliğinde atılıyor.
Günümüz kültürüne karşı biçimlenen bu kitapta, imgeden simgeye, kültürel paganlaşmadan yabancılaşmaya bir dizi kavram felsefî boyutundan ziyade yaşayan ve etkin olan boyutuyla inceleniyor. Okur için öncelikli olan tutum, bu kavramların açtıkları yaraların derinine inilme gereği duyulmuş olması. İkinci olarak bir dizi düşünsel çarpıtmanın yakalanıp deşifre edilmesi. Böylelikle bu denemelerde Şakar’ın neşteriyle sağlanan şey, hakikatle insan arasına gerili perdenin yırtılmasıdır.
Yazar genelgeçer hiçbir yargının arkasına saklanma gereği duymadığı gibi, cesurca tam da böylesi yargıların aşınmış anlamlarını sorguluyor. Görünüşte edebiyatın açığında kalan bu kavramlarla uğraşırken yazarın edebiyatçı vasfının kavramları yeniden kurabilmesinde işlevsel olduğuna tanık oluyor okur.
İmge, Gerçeklik ve Kültür’de; İslâmî addedilen kavramlarla kültürel alandaki anlam ataletini sorgulayarak bununla koşullanmış ahlâk, vicdan, gelenek, dünyevîleşme, yerlilik vb. türde tüm kavramların alışılmış içeriğine ölümcül bir darbe vuruyor Şakar.
Modernite ile yüzleşmenin bu kitabın asıl amacı olmadığı söylenebilse bile yer yer örtük yer yer açık biçimde modernite ile hesabını da görüyor Şakar. Çünkü modernite, kitapta çözülmeye, yıpratılmaya çalışılan kavramsal ağın zemini, çeki düzen veren atmosferi ve besleyicisi olarak görülüyor.
Özgürlük kavramının bile özünde bir propaganda oluşu gibi skandal fikirlerle sarsılmak ve büyük oyuna katılmayan yürekli birinin ‘dünyayı yeniden kuralım’ çağrısına kulak vermek isterseniz bu kitap birebir.

15.00 TL (KDV dahil)
Ümit Aktaş - Bir Kriz Sürecinde Strateji Arayışları / Düşünce
17 Ocak Perşembe 2013, 400 sayfa

Dolayısıyla bizler de modern olmak için kapitalist olmak, modernlikle savaşmak için de kapitalizme karşı çıkmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Oysa belki de modern olmak demek, tam da kapitalizme karşı olmak demektir. Çünkü kapitalizm dünyayı çığırından çıkarıyor, zaman algımızı bile altüst ediyor. Dolayısıyla böylesine çığırından çıkarılmak istenen bir dünyayı savunmak aslında tam da modernlik anlamına geliyor. O nedenle bizler, bir anlamda da içinde bulunduğumuz bu zamanı, “modernliği” üstlenmek ve savunmak durumunda olan kişileriz.

Cumhuriyetin başlangıcında sistem dışı tutulmuş olan Sosyalistler, İslamcılar ve Kürtler de siyasal alana dahil edilerek, siyaset oyunu içerisinde bir yer almışlardır. Bu yerin niteliği ve siyasal katılımın tatminkârlıktan uzaklığı tartışılır elbette.

Bu kitap, genel anlamda Türkiye’deki İslamcılık, sosyalizm, ulusçuluk, demokrasi, Osmanlı ve Cumhuriyet gibi temel sorunsallarımız ve bu sorunsallara sarmallanan “dil” ve “ideoloji” sorununa bir katkı sunmak ve bazı kavramları ve sorunları yeniden tartışmaya açmak umuduyla kaleme alınmıştır. Umulur ki bu, temel dayanağımız olan “iyi niyet”e bir nebze de olsa katkıda bulunur…!

30.00 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Kimliğin Fotoğrafsız Yaprağı / Düşünce
01 Nisan Pazartesi 2013, 160 sayfa

Metin Önal Mengüşoğlu, farklı konulara değinen yazılardan oluşan Kimliğin Fotoğrafsız Yaprağı adlı bu eserinde yetmişli yıllardan doksanlı yıllara uzanan süreçte ilgi duyduğu konuları ele almakta.

Eser, anlamların kaydırılması ve gerçekliklerinden saptırılması sürecinde karşımıza çıkan başkalarının diliyle konuşmayı kişilik haline getirmenin meydana getirdiği aldanma biçimlerine dönük eleştirilerinden dolayı farklı bir yerde duruyor.

Yazılarda ele alınan konular arasında aydınlar, din, düşünce, gelenek, modernizm, sanat, edebiyat ve ‘İslam’la meşhur’ olmuş aydınların eleştirisi öne çıktığı hemen fark edilmekte. Bu yazılarda, tanıklıkların, okumaların ve gözlemlerin oluşturduğu düşünsel birikim tortulu bakışların kabuğunu kıracak nitelikte. Türkiye’deki kültürel ortamın temel taşlarını oluşturan kavramları yazarlar ve eserler arasında dolaşarak inceleyen eser aynı zamanda kişi olarak yazarın düşünce ve sanat hayatının iniş ya da çıkış basamaklarını gözler önüne seriyor.


15.00 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Havada Bulut Var /
10 Mayıs Cuma 2013, 120 sayfa

Havada Bulut Var, Metin Önal Mengüşoğlu’nun ağırlıklı olarak alacakaranlık yıllarında; yani seksenlerin sonu ile doksanlı yılların ilk yarısında kaleme aldığı denemelerden yapılmış bir seçkiyi içeriyor.

Öteden beri Türkiye toplumunun tartışıyor gibi yaptığı fakat bir türlü tartışamadığı meselelere temas eden kitap üç bölümden oluşuyor: “Eve Dönen Oğul”, “Ayaküstü Uyumak”, “Düşünce Ögüten Değirmen”. Mengüşoğlu’nun denemeleri dünyevilik, demokrasi, laiklik, gelenek, modernite gibi kavramlar üzerinden yaşadığımız ülkede gündemi belirlemeye memur çevrelerin içine düştükleri handikapları görmek adına iyi bir adım. Gündelik olanın, geçip gidenin içindeki kalıcılığı ve arka planını irdelemeyi önceleyen Mengüşoğlu’nun bu denemelerini okurken yaşadığımız, yaşamakta olduğumuz ve yaşayacağımız günler üzerine bir kez daha düşüneceksiniz. Açık, samimi düşünceler ve doğrudan bir dille kaleme alınmış yazılar farklı dönemlerle farklı temaları bir araya getiriyor.


12.50 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Düşünmek Farzdır /
11 Aralık Cuma 2015, 183 sayfa

Bu dikkat çekici çalışmasında Metin Önal Mengüşoğlu emanete verilemeyecek yegâne olgunun düşünme melekesi olduğunu; insanların bu meleke ile ‘tab edilmiş, tabiata dâhil kılınmış, kaderi belirlenmiş eşya’dan/varlıklardan’ ayrıldığını ifade ediyor.

Yazar, ayrıca insanın amellerinin yaratıcısı olduğunu tekrar hatırlatıyor. Bu kitapta da okur, yazarın düşünsel gelişimine vesile olan kitaplardan ve yazarlardan izler bulacaktır. Mengüşoğlu, Kur’ân’da geçen düşünme eksenli kelime ve kavramların içeriklerini de açıklıyor. İlâhi Kelam’daki ‘Ne kadar az düşünüyorsunuz!’ uyarısını hatırlatarak düşünme eyleminin yerleştirilebileceği çerçeveyi çiziyor.

Düşünmek Farzdır, bulanıklaştırılmış, tahrif edilmiş kavramları aslî anlamları çerçevesinde yeniden ele almanın önemine dikkat çekişiyle farklılaşıyor. Eser, aynı zamanda Türkiye’deki yerleşik Müslümanlık anlayışında süreklilik arz eden çıkmazları sürükleyici, aydınlatıcı ve zaman zaman dokunaklı bir anlatımla ele alıyor.


16.00 TL (KDV dahil)
Ümit Aktaş - Çağımızın Tanıkları / Düşünce
21 Mayıs Çarşamba 2014, 176 sayfa

Ümit Aktaş, özel insanların hayatları ve fikirlerini çağın tanıklık sandalyesinde değerlendiriyor.

“Tıpkı suratına geçirilmek istenen o “beyaz” maskeyi reddeden Malcolm X gibi, tıpkı asimilasyonu ve teslimiyeti reddeden Aliya gibi, tıpkı üzerine doğru yürüyen teknolojizmin ölüm makinesi karşısında geriye çekilmeyi insanlık onuru adına reddeden Rachel gibi, tıpkı “bizim amacımız hükûmete değil, marifetullaha ulaşmaktır” diyen ve İslam’ı siyasallaştıran mollalara karşı İslamî siyaset perspektifini ortaya koymaya çalışan Humeyni gibi, tıpkı zalimlerden özür dilemektense ölümü seçen Seyyid Kutup gibi, tıpkı üzerine doğru hınçla yürüyen o konformizme gömülmüş kalabalıkların aymaz suratlarına karşı “sizi rahatsız etmeye geldim” diyen Şeriati gibi ve tıpkı “doğrulukta sebat”ı ve “nefssiz, (yani nefsini gözetmeyen) eylem”i kendisine ilke olarak benimseyen Gandi gibi. Çünkü ancak bu yüreği deli, aklı dolu olanlar sayesindedir ki insanlıktan umut kesilmeyecektir.”

15.50 TL (KDV dahil)
Ümit Aktaş - Yüzyıl Ve Gelecek / Düşünce
01 Haziran Pazar 2014, 216 sayfa

Ümit Aktaş, Yüzyıl ve Gelecek kitabında, İslâmcılığın doğuş yıllarından başlayarak geçip gittiğimiz 20. Yüzyıl’a, oradan da geleceğe uzanmaya çalışıyor. Siyasi arayışlardan yöntem tartışmalarına, öncü isimlerden ve fikirlerden yararlanarak ilerliyor. Kimi zaman geçen yüzyılda belli kavramların nasıl algılandığını sorguluyor, kimi zaman da siyasal arayışların doğurduğu sıkıntıları didikliyor. Zira ona göre her şeyden önce 20. Yüzyılın anlaşılması kadar sorgulanması ve eleştirilmesi de elzemdir. Şayet olumlu bir başlangıç veya çıkış yolu bulunacaksa, bu eleştirel pozisyon ya da bir aşma çabası, bunun “olmazsa olmaz” koşuludur.
Cemalettin Afganî, Muhammed Abduh, Muhammed İkbal, Mehmet Akif, Said Nursi, Seyyit Kutup, Mevdudi, Necmeddin Erbakan, Ayetullah Humeyni, Ali Şeriati, Aliya İzzetbegoviç, Muhammed Esed, İsmet Özel vb. isimler düşünceleri ve eserleriyle yüzyıl sorgulamasının altyapısını oluşturuyor. Böylece, 20. Yüzyılda teşekkül etmiş olan değerler dizgesinin, bir ölçüde de olsa eleştirisi yapılarak bu paradigmanın nasıl aşılması gerektiğine dair mütevazı da olsa bir çaba ortaya konuluyor. Dileğimiz bu tür çabaların artması ve 20. Yüzyıl sonrasına, dahası yeni bir başlangıca dair umutların ve tahayyüllerin belirginleşmesidir.

17.50 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Anladıkça, Artan / Düşünce
02 Aralık Salı 2014, 278 sayfa

“Fıtrat, vicdan, kalp ve onun düşünme fonksiyonu, bütün insanların içerisinde ilâhî ruh üflenmesiyle beraber daha yaratılıştan mevcut, kendini hesaba çekme melekesidir. Yani akıllılık denildiğinde bir mümin bunu iman, vicdan ve bozulmamış fıtrat sahipliği şeklinde anlamalıdır.”

Düşünme ile vahiy, aktüel durum ile temel kavramlar arasındaki ilişkileri her zaman başa almış olan yazar, Anladıkça, Artan adlı elinizdeki kitabında değişik zamanlarda yazdığı irili ufaklı yazılarını bir araya getiriyor. Kitapta, hem zihniyet düzlemindeki süreklilik arz eden çapaklı yaklaşımlara temas edilmekte hem de günün acil sorunlarına dair değerlendirmeler sunulmaktadır. Yazar, “inanmayı yitirmek pahasına anlamaya başladıklarını” söyleyenlerin aksine “anladıkça, artan” imanının güveniyle meselelere yaklaştığını bir kere daha hatırlatmaktadır. Bu kapsamda, son yıllarda yoğun olarak tartışılan Protestanlaşma, dindarlık, gelenekçilik, Türk Müslümanlığı, “İslâmî sol”, muhalefet, Kürt/Türk sorunu, taassup, adalet, fıtrat, vicdan, hayatın edilgen tarafı olarak kodlanan kadın, muhafazakârlık gibi konular kitabın ana fikriyle bağlantılı olarak ele alınan meselelerdir. Memleket meselelerine kinle değil vicdan ve fıtrat doğrultusunda bakıldığında, daha sağlıklı sonuç ve yargılara ulaşılacağı rahatlıkla söylenebilir. Yazarın kişiler ve eserler ekseninde yazdığı tenkitlerin de yer aldığı bu kitap, ayrıca “marufu iş edinip münkerden sakınmaya çalışma mükellefiyeti”nin bütünlüğüne sahip, tam bir metin şeklinde de okunabilir.


20.00 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Vahiy ve Sanat / Düşünce
18 Aralık Cuma 2015, 264 sayfa

Metin Önal Mengüşoğlu, bu eserinde bir yandan hayatının ilk dönemlerinden bugüne sanat dallarıyla tanışma sürecine öte yandan vahiy-sanat ilişkisi çerçevesinde sanatın Kur’an’da nasıl tarif edildiği meselesine yoğunlaşmakta. Vahiy ve Sanat, sanat, sanat felsefesi, sanatın biçimleri vb. konularda İlahî Vahiyden yola çıkarak getirdiği açıklamalarla öne çıkan bir eser. Kimilerinin gözlerini kısarak baktıkları kitap, aynı zamanda Allah’ın hakiki sanatkâr olduğunu, resmin, heykelin ve sanatın diğer dallarının İlahî Vahiyle yasaklanmadığını ayetlerden örneklerle ortaya koyuşuyla da farklı bir yerde duruyor. Tarih boyunca yanlış yorumlamalar, eksik algılamalar sonucu, sanatın birçok sahasına haram gözüyle bakmanın yanlışlığına işaret ediyor. Müslümanın bir sanatçı olarak portresini çizmeye çalışan eser aynı zamanda Mengüşoğlu’nun poetikası olarak da okunabilecek bir içeriğe sahip.

20.00 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Kalbin Marifetleri / Düşünce
13 Mart Pazartesi 2017, 192 sayfa

Öteden beri kalbin tek boyutlu ele alınışını radikal bir perspektifle aşındırmayı deneyen Metin Önal Mengüşoğlu, “kalbi selim”, “akletme”, “basiret” “ fıkıh”, “aşk”, “fehmetmek”, “tedebbür”, “marifet”, “fuad” ve daha birçok kavramsal aleti kullanarak hâkim kalp tanımları ve alternatif kavramsallaştırmalar ile münakaşaya giriyor, tartışarak ilerliyor, kalbin marifetlerini göstermeyi deniyor. Bütün bu sözcüklerin, kavramsal içerikleriyle, metaforik işlevleriyle, çağrışımlarıyla geçirdikleri değişimin macerası; Müslümanların tarihine ve yeni bakışlara ışık tutuyor. Deneme ve inceleme türleri arasında salınarak müellifin sadece cevap verebileni değil, aynı zamanda iyi soru sorabileni makbuldür önermesini haklı çıkaran kışkırtıcı sorularıyla birlikte aslında kalbi kavramanın, üzerinde mutabakat varmış gibi görünmesini sağlayan kullanımındaki cömertliğe pabuç bırakmadan, gerçekte pek de kavranmadığını çarpıcı bir biçimde gözler önüne sergiliyor.
Kalbin Marifetleri, bütün beşeri sorumlulukların asli failinin kalp, iyi kötü her işin onun marifeti olduğunu kavrama sürecine bir dizi soru ve cevap ile katkıda bulunuyor.

16.50 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Zihni Karışıklar İçin Alışkanlık Reçetesi / Düşünce
14 Mart Salı 2017, 208 sayfa

Zihni Karışıklar İçin Alışkanlık Reçetesi ideolojilerin, anlayışların özelliklerini; birbirlerini etkileme ve birbirlerinden etkilenme süreçlerini; Müslümanlık iddiasını savunanlar arasındaki figürlerin fikri seyahatlerini; muarız belledikleri kaynaklara dönüşe dair Protestanlık üzerinden kurguladıkları dili; güya dini popülerleştirme tekniklerini içeren sırlı anlatıları ve körü körüne bağlılıkların, ham hayallerin, zanların ve evhamların gündelik hayatta nasıl karşımıza çıktıklarını dönemin öne çıkan mevzuları üzerinden işlenmiş bir biçimde gözler önüne seriyor.
Elbette kitaptaki denemeleri var kılan yaşama modellerinden, toplumsal hayattaki karşılıklarının bir kısmının aşıldığına dair yeni işaretlerin mevcudiyeti de göz ardı edilemez. Bir hafıza tazelemesi, nerelerden nerelere gelindiğinin görülebilmesi bakımından da eser yeni bir bakış açısıyla okunmayı hak ediyor.

17.50 TL (KDV dahil)